Profil de ((axi shey))hayalinle yasarım hayali...PhotosBlogListesPlus ![]() | Aide |
hayalinle yasarım hayalinle ölürüm bunu sen bile durduramazsınYalnızca çocuklar ağlar ve yalnızca Allah affeder... Eğer bir gün beni terk edersen; çocuk değilim ağlamam, Allah değilim affetme |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
♥♥♥ Gittin mi? Hayır Gidemezsin
Zamanı unuttum, saat kaçtır, günlerden nedir bihaberim… bir hafta olmuştur
heralde… Yüzün berraktı her zaman ki gibi, garip bir tebessüm yüzünde…
Götürdüler seni. Gittin mi? Nasıl inanabilirim ki? Yalan olduğu alelade. İnanmam! İnanamam
gittiğine… gitmezsin sen bırakmazsın beni. Yalancı hepsi, ne biliyorlar ki
senden, benden, bizden? Sıradan bir çift, sıradan bir aşk sanıyorlar. Birkaç
ay bilemedin iki üç yıllık bir heves… yalancı hepsi, cahil ve yalancı…
Nereden bilebilirler ki? Göremezlerdi gecenin karanlığında bizi.
Ruhlarımız
tutkuyla kavrulup bir olurken gece serin koynuna alırdı bizi rahatlamaya.
Aşk ağır gelirdi de çelimsiz ruhumuza ağlardık saatlerce… akıtırdık
damlaları aşkın pınarlarından, damla damla dökülürdü aşk gözlerimizden
dünyaya… sanırdım ki dünyayı aşkla dolduran bizim gözyaşlarımızdı. Gecenin
karanlığında ürkmüş benliğim sığınırdı sana, oysa sen de en az benim kadar
korkardın onlardan; Büyük binalardan, uzaktan ve en çok da yalnızlıktan…
Caddelerde boğulurduk biz insan selinde, yalnızlığı buram buram koklardık bu
koca şehrin kalabalık caddelerinde. Dilencilerin ellerinde yok olurduk biz,
onların hüzünlü suratı önce beni sarardı sonra seni… İsyanım dünyaydı,
korkardım bu koca girdapta yitip gideceğim diye, işte tam o anda aynı tınıda
atan yüreğine sarılırdı ellerim. Tutunurdum sana, beraber tutunmak için
acılara. Hüznümüz katığımız olurdu, aşkın eşsiz fırtınaları eserken çöl
olmuş gönülde, hayat yeniden doğardı içimizde, küçük bir damla düşerken
gönlün sahrasına… Gittin mi? Sen mi? Yapamazsın ki bensiz… bilirim gidemezsin zira yaşamın
benimledir. Korkarken bensiz nefes almaya, uyuduğumu sandığın nice geceleri
yüzümde gecenin oynaşmasını izleyerek geçirirken, yüreğini bana adamışken…
gidebilir misin ki? Mümkün mü bu? Değişebilir misin? Bir gecede, bir anda,
artık sevmiyorum diyebilir misin? Artık hayatı farklı görebilir misin?
Yalnız olabilir misin? Onlar gibi… birlikte ve yalnız? Gittin mi? Hayır.
Gidemezsin. Olmaz işte… bilemez ki onlar… anlamıyorlar gidemeyeceğini.
Biz beraber
doğduk! Ellerimiz dokunduğu an öldük, ve yeniden doğduk… ben ve sen
gitmişti… biz doğmuştuk. Her ölüm bir doğuştur demiyor muydu şair? Ana
rahminde ölür dünyaya doğar, dünyaya ölür ahirete doğar insan…
benliğimizde
ölüp, birlikte doğmuştuk biz. Yalnızlık gözlerimizin önünde süregelen lanet
bir oyundu, korkuturdu ama bilirdik gönlümüzden, bizden uzak olduğunu.
Nasıl
bir yalnızlıktır bugün ki? Birlikte paylaşılan bir yalnızlık. Zevkin
doruğuna, acının zirvesine, gecenin zifirine, sabahın ziyasına, asrın uzunluğuna, anın kısalığına süren bir yalnızlık… çift kişilik yalnızlık. Tende yalnızlık, hayatta yalnızlık, en çok da yürekte yalnızlık… Gittin mi?
Gidemezsin ki sen… bırakmazsın beni bu kirli oyunla baş başa.
İnanmıyorum! Ne o musalla taşına ne diğerlerine! Yalancı onlar… bilebilirler
mi? Anlayabilirler mi sevgiyi, aşkı? Nasıl düşünürler gittiğini… gitmezsin
sen. İsyanım en çok da o musalla taşına, nasılda haykırdı yüzüme iftiraları
bir bir soğuk bir ocak t akşamı… güya gitmişsin. Gitmezsin ki sen… bilirsin
en sevdiğim ayın ocak olduğunu ve unutmaman gereken bir doğum günüm olduğunu. Bilirsin sen en çok kışları sevdiğimi ve en çok kıştan korktuğumu, üşüdüğümü… dayanamazsın titrememe, üşümeme, korkmama… Bırakmazsın beni sen,
hele ocakta, kışın ortasında, karın eşsiz kristalleri süslerken göğü bizim için. Gittin mi? Gidemezsin ki sen…
Yüreğime işlemişsin… Alabilir mi toprak seni ruhumdan? Sökebilir mi seni içimden? Yeter mi gücü silmeye anıları? Talan etmeye kalbimi? Gidemezsin ki sen… Sen ben olmuşsun… Gidemezsin ki ben gitmeden. ♥♥♥![]() Acı neydi
Hep sorarım kendime Acı annenin bababının zamanı geldiğinde ölüp gittikten sonra arkasında ağlanmasımıydı
Acı dostun arkadaşının seni sırtından vuruşumuydu.. Yoksa acı yoksuluk fakirlikmiydi.. Acı bunların hiç birisi değildi.. Evet anne baba eşi bulunmaz varlıklar ve değerlerdi anne baba en büyük servetti
ama ölüm allahın taktiriydi
zamanı geleçek hepimiz öleceğiz akıp gideceği hayattın içinde. kimi acısıyla kimi sevinçlerini yarıda
bırakarak kimis ise yapamadıklarının
üzüntüsüyle çekip gidecek bu hayattan
Evet dostun seni kahbece sırtından vurmasıda çok acı bir olay ama onuda unuttursun zamanı gelince
Yoksulluk fakirlik zor bir durum bir lokma ekmeğe muhtac olmak.
hele birde evliysen çoluk çocuk sahibiysen gerçekten
çok bir zor durum heleki çocuğunun
istediği şeyi alamamak ona boynu bükük kalmak
ağlanacak bir olay ama içinde bir ümit var yinede
yarın öbür gün yada öbür
hafta hep içinde zengin
olmaya hayali var çünkü zamanın ne getireceğini bilemesin..
Bence acı yani en büyük acı delice sevdiğin ve uğruna ölümü bile göze
alaçağın insanla olamamaktı.
Ve onunla hayattın güzeliğini paylaşammaktı el ele tutuşamamaktı göz göze bakamamaktı
dünyadaki bütün güzel sözleri kulağına fısıldıyamamaktı
öpememekti al yanağında ve dalından
bir çiçek koparıp vermemekti o narin ellerine
Heleki onu başkasıyla görmekse ölümden beterdi. Başka eller değerken onun elline başka gözler bakarken onun gözlerine . Ölmemek içten değildi Evet acı buydu aslında sevgilinin yanında olamamktı alıp saramamaktı kolarınla.ve artık anlıyor
insan bu ellerinin bu gözlerinin ve ayaklarının boş olduğunu anlıyor
Kendini insan bir hiç sayıyor bu dünyada bir sararmış yaprak gibi .. çürümeye yüz tutulmuş eski bir ayakabı misali
yada karalanmış bir köşeye atılmış bir kağıt gibi his ediyor insan kendini
Alıp başını gitmek istiyor hiç bilemdiğin şehre doğru Unutmak için ama bırakıp gitmekte bir care olmadığını anlıyorsun. çünkü unutamıyorsun nereye gitsende…
ve sen onu unutmak için sevmedinki .
zaten unutsan bunun adı sevgi olmazdı
Çünkü yüreğinde o gözlerinde değilki Çünkü o bedeninde teninde değilki O senin ellerinde değilki söküp atasın O senin yaşam kaynağı olan kalbinin en temiz köşesinde Artık onu unutamıyacağını anlıyorsun Ve bu hayat böyle devam edecek içinde acı üzüntü dert
keder kalacak sadece mutlu olan
Seven ruh olacak… rıdvan güven
♥♥♥![]() hasretin düşer yüreğime Hasretin düşer yüreğimin orta yerine Garip bir hüzün sarar ruhumu Her zaman yaslıdır bu şehir sensiz Fakir odamda döner durur yokluğun Dalar gider gözlerim uzaklara Silindi rüyalarımı süsleyen renkler Ne kar tanelerini tutuyor ellerim Nede melekler teselli ediyor beni Düşlerim kapkara artik Düşlerimde bile yalnızım Birden çalsan diyorum kapımı Ansızın uyandırsan beni Kurtarsan bu kâbustan Kurtulsam bu maphustan Güneşi getirsen bana Yani sen gelsen diyorum Ellerim acıyor ellerim bağlı simdi Ellerim tutsak ellerim saklı Ellerim kayboldu karanlığında gecelerin Ellerime yokluğunun kelepçesi vuruldu Sana çiçek veremem can Resmin puslu vaktine dutsu düşlerimin Mezar olacak bana bu dört duvar Yokluğun kadar gerçek bu ecel Yokluğun kadar büyük içimde acı Azar azar oluyorum sen bunu bilmiyorsun Mezar olacak bana bu dört duvar Resmin puslu vaktine düştü düşlerimin Simdi ben yokluğuna tutsağım Olum içiririm sensiz her güne İste bu ben senin fakir sairin Gökyüzüne sekil veren o ressamım ben Gökyüzünde döner durur bir kartal Ben yaralıyım vurgun yedim gözlerinden
Ter ateşliyim yanıyorum
Bir yudum su olsan diyorum çatlayan dudaklarıma
Yüreğim kurak topraklar gibi
Gözlerim karanlık kuyu dibi
Sevdamı kurşunladılar can
Kahpelerin hesabi var ömrüme
Bir sen yoksun görünmüyorsun..............
rıdvan güven
♥♥♥
YALNIZLIĞA ALIŞMALI
Bavulları hep toplu durmalı insanın... Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı... Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli... İhanetlere, terk edilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı... Yalnızlığa alışmalı... Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık... Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı. Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır. İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı... Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına... "Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne... Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kimse yok" denmeli, ''... belki de hiçbir zaman olmayacak..." Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı... Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır. Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür. O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım" la teselli bulmalı insan... Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı... Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı...
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözü pek olabilmeli... Sessizliği, sese dönüştürebilmeli... Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan... Yollarla barışmalı... Yalnızlığa alışmalı...
Gece
Yine kendimle kaldığım binlerce
geceden bir gece
Ve ben senin karanlığında,
Seni anlamaya adanmış bir hayatın
sabahına kurdum saatimi.
Gözlerine uyandım tanımadın beni,
Yüreğine uyandım anlamadın beni.
Eğer kahrı takdir buyuruyorsa gönlün,
Bana düşen boyun eğmektir.
![]() Sen hiç ölümle yaşam arasında kaldın mı?
ya daölmek istedin mi hiç?
nefret ettin mi yaşamdan ölmeyi
isteyecek kadar? Hiç asık oldun mu?
Sevdin mi birini benim seni sevdiğim kadar?
Hak etti mi seni senin beni hak etmediğin kadar?
Nasıl acı verdiğini bilir misin,sevdiğinin
başka birinin koynunda olduğunu
bile bile nefes almaya çalışmanın?
Hiç aldatıldın mı habersiz?
Bilir misin nasıl acıtır insanın canını?
kim bilir belki de bilirsin…
imkansız aşkıma...
Hayat akıp giderken avuçlarımdan, eğilip yerden toplayamıyorum parçalarımı, ve artık her şey için çok geç demek için belki de çok geç…
Evet, seninle de yolun sonuna geldik anlaşılan. Nerede hata yaptık ya da hata var mıydı bilinmez ama bitiyor işte. Aslında bitti de son zamanlarını yaşıyor ve yine bir aşk yürekte can çekişiyor… Bu kaçıncı ölüm bu kaçıncı veda, nerde ebedi aşk nerde sevda. Artık sonu gelmeli bu sonlu sevgilerin, sonsuz da yaşanmalı bu yürekte, ama nerdeeee… bir hata var yürekte, bir yangın bitmeyen ve bir sevda çölü uçsuz bucaksız. Sahibini arayan martı gibi çaresiz, boş bakan gözler gibi anlamsız, ve umutsuz her zamanki gibi… yeşerttiği umudunu yine kaybeden, toparladığı kalbini yine bin bir parçaya bölen, böldüren, tam buldum derken aslında bulmamış olduğunun farkındalığıyla şaşkına dönen bir can. bu can ki sana bütün kapılarını açabilecekti güvenini yitirmeseydin, bu can ki hayatını verecekti sana biraz sevseydin, bu can ki her dediğin kabulü olacaktı hiç yalan söylemeseydin, kendinle çelişmeseydin. olmadı. yine beceremedim ayakta kalmayı ve çöktüm yine. kaybetmişliğin verdiği acıyla, hüzünle ... sanki dünya yok olmuş gibi kalakaldım öylece. ne bir derman vücudumda ne de bir heyecan… o tükenmişliği hissediyorum yine, yalnızlığı ve daha çok yalnızlığı. tek başıma yalnızlık, seninle yalnızlık, yaşam mücadelesinde yalnızlık...
нєяşєуιη кöтü gιттιğι вιя αη∂α...
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|